Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Genel Başkanımız Karamollaoğlu'ndan Van Büyükşehir Belediyesi'nin El Değiştirmesine Tepki Genel Başkanımız Karamollaoğlu'ndan Van Büyükşehir Belediyesi'nin El Değiştirmesine Tepki

2022 yılının son basın toplantısını gerçekleştirdiklerini ifade eden Genel Başkanımız Karamollaoğlu, “Tabi son basın toplantısı olunca ister istemez, hem geçen bir yıl içerisinde yaşananlar, gelişmeler ve bu gelişmeler karşısında iktidarın tavrı hem de 2023’te seçime gidiyoruz; bu seçim vesilesiyle atılan birtakım adımlar atıldı. Gönül isterdi ki bu adımlar, daha erken atılsın” ifadelerini kullandı.

İleride Türk siyasi hayatı kaleme alındığında AK Parti iktidarının ne kadar çelişkili bir süreç yürüttüğünü, daha doğrusu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu badireli süreçte oynadığı rolün çok daha açık bir şekilde gözler önüne koyulacağını ifade eden Genel Başkanımız, şunları kaydetti:

“Demokratik ülkelerde değişim kaçınılmazdır; eğer dışarıdan bir müdahale olmazsa. 2002 yılında seçime giden ve siyasi hakkı bile olmayan bir kişinin, bugün geldiği noktadaki tavrı, çelişkiyi görmemek mümkün değil; hakikaten inanılmaz! İktidara gelirken kendisi, BOP’un Eşbaşkanı olarak geldiğini deklare etmişti. BOP neydi? Emin olun, bilmediği kanaatindeyim; fakat adı ‘büyük’ olduğu için bu projede yer almak istedi. Ancak BOP’un hedefinde Türkiye vardı! Bizim topraklarımızın bölünmesi, parçalanması, küçük küçük devletlerin oluşması vardı. ABD’den dönerken, Irak müdahalesine verdiği sözü tutmak için bütün kaide ve kuralları o dönemde çiğnedi Sayın Erdoğan. Meclis o dönem müdahaleye izin vermedi ama kendisi tek başına bir çıkış yolu aradı ve bizim hava sahalarımızı, havaalanlarımızı, limanlarımızı ABD’nin, İngiltere’nin, Fransa’nın silahlı kuvvetlerine açtılar; Meclisin verdiği kararı çiğnediler. Yola çıkarken kullandıkları ifade çok önemli; ‘Biz, Milli Görüş gömleğini çıkarttık’ dediler. Basit bir ifade! Sanki basit bir giysiden ibaretmiş gibi. Ama ne giydiğini de çok açık bir şekilde ortaya koydu. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı, Beyaz Saray’a gidemiyor; ama o gün daha yasaklıyken bile poz verdi Beyaz Saray’da! Arkasından da çıkarılan Milli Görüş gömleğinin yerine kendisine ‘Cesaret Madalyası’ verilerek, bir yeni gömlek giydirdiler, Siyonist yapı tarafından giydirildi bu gömlek! Şu söylediklerim bile ne kadar büyük bir felaketin eşiğine geldiğimizi göstermektedir. Çünkü aslında verilen kararlarla Türk ekonomisi çökertildi. Kalkınıyormuş gibi bir hava oluşturuldu ilk başta, bugün geldiğimiz noktayı hepimiz görüyoruz; içler acısı!”

Ülkemizde Adaletten Bahsetmek Mümkün Değil

Türkiye’nin dış politikada bir kargaşanın içine düşürüldüğünü, adaletin tesisinin en önemli mesele olmasına rağmen bugün adalet mefhumunun bile mumla aranır hale geldiğini dile getiren Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu, adalete en alt kademeden en üst kademeye kadar her noktada müdahale edildiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu değişiklikleri yaparken yeni bir ekiple, Fethullah Gülen ekibiyle bir iş birliği yaptığına dikkati çeken Genel Başkanımız, “Bugün ‘Fetöcü’ dedikleri ekip, doğrudan doğruya Sayın Erdoğan’ın kendi eliyle inşa ettiği bir ekiptir. Ama 15 Temmuz’dan sonra işler değişti. Bugün Erdoğan’ın yanında bulunmayan birçok insan ‘Fetöcü’ olarak nitelendiriliyor. Böyle bir mantıkla ülke idare edilmez ki, böyle bir mantıkla insanlar tasnif edilmez ki! İşte bugün gelinen noktada ülkemizde adaletten bahsetmek mümkün değildir! Adalet mülkün temelidir ve bu inancımızın gereğidir. Kendileri Milli Görüş gömleğini çıkartırken; ‘biz artık İslami değerlere değil, İslami yapılara önem vereceğiz’ dediler. ‘Cami yapacağız, okul açacağız, başörtüsünün engellenmesine engel olacak tüm tedbirleri alacağız’ fakat İslami değerlere gelince, ahlaka, maneviyata, dürüstlüğe, harama el uzatmamaya, yetimin malına dokunmamaya, yalan söylememeye, iftira etmemeye, israf etmemeye, tüm bu noktalara gelince; ‘artık biz o değerlerin hiçbirine itibar etmeyeceğiz’ dediler!” şeklinde konuştu.

Fikir ve Düşünce Hürriyeti Artık Bir Hayal

Sadece ama sadece kendilerine sadakat gösterenlere mülayim davranıldığını, bu dönemde liyakatin tamamen rafa kalktığını dile getiren Genel Başkanımız, bundan dolayı da problemlerin nerden kaynaklandığını göremediklerini ve o nedenle de problemleri çözemediklerini vurguladı.

Hangi konu ele alınırsa alınsın her geçen gün maalesef bir bataklığın içine sürüklenildiğini belirten Genel Başkanımız Karamollaoğlu, “Fikir ve düşünce hürriyeti artık bir hayal! Eğer sizin düşünceleriniz iktidarın hoşuna gitmiyorsa, her an tehdit altındasınız demektir. Bir kutuplaşma ortamı oluşturuldu. ‘Benden yana mısın, değil misin?’ Hiçbir gerekçe yok, bu kutuplaşma maalesef ülkemizi uçuruma doğru sürüklüyor.” dedi.

Bu İktidarın 2023 Seçimlerini Kazanma Şansı Yok

Bu iktidarın beceriksizleştiğini ve ehil insanlara görev vermediği için problemleri çözemediğini dile getiren Genel Başkanımız, “Bu nedenle artık, AK Parti iktidarının ülkemizin problemlerini çözme ihtimali tamamen ortadan kalktı. Bu iktidarın ister erken, isterse zamanında yapılsın, 2023 seçimlerinde bir daha kazanma şansı yok! Ama eğer seçmen kütükleriyle oynar, sandıklara müdahale edecek kadar aşağılara düşerseniz; ülkeyi nereye götürürsünüz bilemem ama ben artık bu ülkede yaşayanların % 70’inin AK Parti’den ümidini kestiğini görüyorum. İstanbul seçimleri bunun en güzel örneği. Şimdi İstanbul’da kaybettikleri seçimi öç alma mantığıyla değiştirmeye çalışıyorlar; Allah akıl fikir versin! Ekonomide atmaları gereken en önemli adım; lüksten, israftan, şatafattan, yolsuzluğa fırsat veren usullerden vazgeçmektir. Ama maalesef bunlar artık bu iktidarın kimliği haline geldi.” diye konuştu.

Ben Senin Gözündeki Işığa Değil; İsrafa, Yolsuzluğa, Yanlış Kararlara Bakarım

Ekonominin mahvedildiğini ifade eden Genel Başkanımız, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üzülüyorum; Sayın Erdoğan’ın Katar’daki futbol turnuvasına büyük bir ekiple gitmesinin mantığı neydi Allah aşkına? Hani biz son 4 takımın içine girmiş olsak, bir noktaya kadar anlaşılırdı fakat o da yok. Ki olsa ne yazar! İşte Arjantin Cumhurbaşkanı, ekonomik yönden ülkesinin sıkıntıda olduğunu bildiği için gitmedi! Sayın Maliye Bakanı; ‘gözümdeki ışıltıya bak’ diyor. Senin gözünde ışık olsa ne yazar, olmasa ne yazar! Ben senin gözündeki ışığa değil, israfa bakarım, yolsuzluğa bakarım, yanlış kararlara bakarım. Şimdi çareyi nerede buluyorlar? Muhalefeti tenkitte! Muhalefet elbette tenkit eder, çünkü iktidarı denetlemek için gözünü açar, yanlışları tespit eder ve kamuoyu ile paylaşır; zaten muhalefetin görevi budur; fakat iktidar bundan çok rahatsız oluyor.”

8500 Lira Bize Göre Yetmez

Özellikle ekonomi noktasında sıkıntıların başını alıp gittiğine değinen Genel Başkanımız Karamollaoğlu, “Şimdi mesela asgari ücret tespiti için aylarca konuşuluyor, kaç kere toplantı yapıldı. En sonunda yine açlık sınırında bir rakamı, asgari ücret olarak belirlediler. Evet az bir rakam değil; ama emin olun birkaç ay içerisinde göreceksiniz yine bu asgari ücret açlık sınırının dahi altında kalacak, ihtiyaç patlayıp gidecek! Neden? Çünkü sistem bozuk! Çünkü almaları icap eden tedbirleri almıyorlar. İsraftan ve yolsuzluktan vazgeçmiyorlar. Siz bu anlayışla ekonomide etkili bir politika ortaya koyamazsınız ki. 8500 lira bize göre yetmez! Her zaman şunu söyledik, ekonomik kıstaslar var. Bir; açlık sınırı. 4 kişilik bir ailenin karnını doyurabilmesi için gerekli miktar, kendileri açıklıyorlar bunu, ne kadar? İşte bugün geldi, 8500 lira civarına dayandı. Bir de yoksulluk sınırı var ama. O da şu anda 22 bin lira civarında. Normalde bir ülkede çalışan insanlar en az yoksulluk sınırında bir ücret almaları gerekir. Bugün devlette çalışan memurların bile birçoğu o rakamı alamıyorlar. Bu durum, ülkemizin bir bütün olarak yokluğa mahkum edildiğinin en açık delilidir. Çok açık söylüyoruz: Bizim hedefimiz; en kısa zamanda asgari ücreti yoksulluk sınırına çıkarmaktır. Bu en fazla 5 senede olabilecek bir şey. ‘Bu kadar da ileri gitmeyin’ diyenler olabilir. Fakat Erbakan Hocamızın 1996 yılında iktidara geldiği zaman yaptığı zamları hatırlayın. ‘% 20 ancak verilebilir, % 30 ülkeyi batırır’ denilen bir dönemde Erbakan Hocamız, % 130 zam yaptı. Milli gelirde adil dağılımı benimsediğimiz için, tüm kaynakları tek bir havuzda topladığımız için bunu yapabildik. Bağ-Kurlulara bazı durumlarda % 500 - % 1000 zam yapıldı. Biz Allah’ın izniyle bunu yine yaparız. Çünkü biz hem ekonominin nasıl işlemesi gerektiğini, hangi israflardan kaçınacağımızı, diğer taraftan da üretimi nasıl artıracağımızı biliyoruz. Türkiye, yeni bir yol ayrımına girmek mecburiyetinde, bir seferberlik ilan edilmek mecburiyetinde; yeni yatırımlar yapmak, o yatırımlarla ülkemizi zenginleştirmek ve işsizliği azaltmak hepsi bir bütün.” şeklinde konuştu.

Hâlâ “İtibardan Tasarruf Olmaz” Deniliyor

Doğru karar verildiği takdirde ekonominin düzeleceğini, geçim sıkıntısı azalacağını, insanların bugünkü gibi açlığa mahkum hale gelmeyeceğini, işsizliğin kalmayacağını dile getiren Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu, “Şimdi ‘işsizlik yok’ diyorlar! Ama ne kadar insana yardım yapıyorsunuz? 11-12 milyon! Öğrencilerin, esnafın, çiftçinin, besicinin hali acı verici. Ve iktidarın tüm derdi, seçime giderken şu 4-5 ay içerisinde milletin gönlünü kazanabilmek. Bir kez daha ifade ediyorum, ücretlere yapılan zamların birkaç ay içerisinde maalesef eriyeceğini ve yeniden bugünkü şartlara dönüleceğine inanıyorum, daha doğrusu korkuyorum. Çünkü iktidarın kafa yapısı değişmedi! Hâlâ ‘itibardan tasarruf olmaz’ deniliyor. Sayın Erdoğan, bir yerden bir yere gideceği zaman en az peşinden giden 100 tane araç var; camiye giderken de başka bir yere giderken de öyle gidiyor. Yurt dışına giderken en az 6-7 uçakla gidiyor. Birisinde korumalar, birisinde korumaların kullanacağı silahlar, arabalar, bir diğerinde kendi araçları! ABD buna rıza göstermediği için de Washington’a gidemiyor, New York’ta kalıyor” ifadelerine yer verdi.

Dış Politikamızı Değiştirmeye Mecburuz

Türkiye’yi tehdit eden en önemli problemin Büyük Ortadoğu Projesi olduğuna dikkati çeken Genel Başkanımız, şöyle devam etti:

“Aslında bu projenin adı Büyük İsrail Projesi’dir. Bu projenin farkına varılmadan, ülkemizin bölünmeden kurtulması mümkün değil! Irak’ı mahvettik, biz mahvettik. 1,5 milyon insan katledildi! O katledenlere Sayın Erdoğan dua etti, sağ-salim memleketlerine dönebilmeleri için, üstelik bir de bunu yazılı yaptı! Suriye’nin hali ortada, darmadağın oldu! Eğer bunlar olmasaydı bugün bu bölgede huzur olurdu, barış olurdu. İşte Libya! Yemen, sürekli bir çatışma ortamında! Keşmir, perişan! Biz elbette geçmişten bugüne kuvvetli bağlarımız olan bu ülkelerle bağlarımızı kuvvetlendirmek mecburiyetindeyiz. 1997 yılında D-8’leri Erbakan Hocamız bunun için kurmuştu. Eğer biz bu birlikteliğimizi güçlendirebilseydik bugün bambaşka bir dünya olurdu karşımızda. Ama D-8’leri ağzına bile almadı Sayın Erdoğan! Neden? Çünkü D-8 projesi, BOP’a engel olan bir proje! Bu proje ABD ve İsrail’in hoşuna gitmeyen bir proje! Maalesef iki kez, ilki iktidara geldiğinde, İsrail Cumhurbaşkanını mecliste alkışlattı! Ondan sonra İsrail’i ziyarete gitti, ‘Gazze’ye de gideceğim’ dedi ama hala gidemedi! Gidemiyor! Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı bir vaadini yerine getiremiyor! Çünkü İsrail buna izin vermiyor! Nasıl güçlü bir ülkeyiz biz! Yeni dönemde de yine İsrail Cumhurbaşkanını getirdi ama bu kez meclise götüremedi, mecliste belki tepki gösterenler olur endişesiyle sarayda ağırladı. Koskoca bir saray inşa ettirdi; saray değil külliye diyorlar. Tekrar tekrar söylüyorum; Osmanlı, Topkapı’dayken dünyaya hükmediyordu. 1800’lerde bu politikasını değiştirip, borç almaya, aldığı borçlarla da saraylar inşa etmeye başladıktan sonra Osmanlı hızla çöktü ve tarihe karıştı. Biz, tümden dış politikamızı yeniden ele almaya, değiştirmeye ve yeniden şekillendirmeye mecburuz.”

Her Yerde ABD Üssü Var

AB üyesi olabilmek için Kıbrıs’ı, bundan 15 yıl önce tümden vermeye razı olduklarını hatırlatan Genel Başkanımız Karamollaoğlu, “Annan Planı’nı biz, Allah rahmet eylesin, Oya Akgönenç Hanım’ı göndererek, buna ‘evet’ demeyin dedik, anlatamadık.  İktidar da gitti, ‘evet’ deyin diye çaba gösterdi. İşin garip tarafı ‘evet’ diyenler Kıbrıs tarafında fazla oldu. Biz buna rıza gösteremeyiz. Ege! Bir zamanlar Yunanlar Ege’de hak iddia ettiler, Kardak adalarına bile asker çıkardılar. Sonra Tansu Çiller Hanım, ‘biz buna izin vermeyiz’ dedi. Şimdi ne diyor yine bu iktidar? ‘Biz buraya yerleşmenize izin vermeyiz’ Aldılar ya, yerleştiler! Hangi kafayla siz böyle diyorsunuz, adamlar yerleşti ya! Onları oradan çıkarmak istiyorsanız, savaşmak mecburiyetindesiniz, lafla olmaz bu işler! Ege’yi bütünüyle Yunanistan’a terk ettiler, Allah’tan korkmak icap eder! ABD, bu bölgeye yerleşti, en az 14-15 üssü var. Girit’te, yepyeni dev gibi bir üs kurdu! Her yerde ABD üssü var. ABD’nin deniz kuvvetleri bütünüyle Doğu Akdeniz’e ve Ege’ye yerleşmiş durumda! Şimdilerde Sayın Erdoğan, ya telefonla ya da bizzat Avrupa’yı dolaşıp duruyor. Bir Rusya’ya, bir Ukrayna’ya, bir bilmem nereye! Çok dolaşmakla problem çözülür diye bir kural yok, bunu bilmesi gerekir. İnsanlarla selamlaşmak, kucaklaşmak iyi bir şeydir; ama siz isabetli adımlar atmazsanız bunların hiçbir faydası olmaz!” şeklinde konuştu.

İktidarın Öngördükleri ile Gerçekleşenler Arasındaki Fark

AK Parti iktidarının OVP’de 2022 yılı için öngördüğü enflasyonun % 65 olduğunu ama maalesef bugün resmi rakamlara göre dahi % 84’e çıktığını, bağımsız kuruluşların yaptığı araştırmalarda ise hep 3 haneli olduğunu belirten Genel Başkanımız, “KKM’ı getirdiler, MB faizlerini düşürmeye başladıkları için, ortalık karıştı, millet havadan para kazanmaya başladı! Ek bütçeye 40 milyar lira ayırmışlardı, şimdi Kur Korumalı Mevduat’ın Hazine’ye yükü 91 milyar lirayı geçti. Müjde dedikleri bu model, kabusa dönüştü. Dış ticaretten bahsedilirken her zaman ihracatı söylüyorlar, ama bunun bir de ithalat tarafı var! Dış ticaret açığı Ocak-Kasım döneminde 99,9 milyar dolarken, önceki yıla göre %153 artışla felaket bir noktaya gelmiş. TCMB verilerine göre cari açık Ekim’de 359 milyon dolarken; 43,5 milyar dolara çıkmış. Konut fiyatları, bu dönemde %189 artmış, yani 3 misline çıkmış! 1 milyona alınan ev, bugün en az 3 milyon!” diye konuştu.

AK Parti İktidarı Türkiye Ekonomisini Yönetemiyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlangıçta elinde olan her şeyi sattığı için, bir kaynak elde ettiğini ve o dönemde ümitlenerek 2011 yılında Türkiye’nin, Dünya’nın en büyük 17 ekonomisi arasına girdiğini ifade eden Genel Başkanımız, “Bunu daha da ileriye taşıyacağını, ilk 10 arasına gireceğini ifade etti ancak bugün Türkiye, 21. sıraya geriledi. Enflasyon tek haneli rakamlara indirilecekti, bir zamanlar %10,4 seviyelerindeydi bugün TÜİK’e göre % 84’e çıktı. En büyük vaatleri fert başına düşen milli geliri 25 bin dolara çıkartmaktı, maalesef şu anda 10 bin doların bile altına düştü. Bütün bu rakamlar, Ak Parti iktidarının Türkiye ekonomisini yönetemediğini gösteriyor. Parti kapatmalar son bulacaktı, bugün maalesef mahkemelerin önünde birçok dosya var. Yolsuzluklar bütünüyle rafa kalkacaktı, yolsuzluk adeta bu iktidarın kimliği haline geldi. Biz bütün bunlara rağmen; ülkemizin ve milletimizin potansiyeline, birliğine, irfanına güveniyoruz. Biz asla gelecekten ümit kesmiyoruz ve mutlaka vaat ettiğimiz hedefleri gerçekleştireceğimize inanıyoruz. İnşallah seçimlerden sonra, 6 ayda bile Türkiye’nin huzur dönemlerinden birisi yaşanacaktır” ifadelerine yer verdi.

Şans Oyunlarına Harcanan Para Son 3 Yılda 6,2 Kat Arttı

Yıl başı olduğu için özellikle temas etmek istediği bir diğer konunun da şans oyunlarına harcanan paraların artması olduğunu ifade eden Genel Başkanımız, geçimini sağlayamayan, işsiz kalan, perişan hale düşen insanların, Milli Piyango, bilmem internetten şu şu siteden oyunlarla “belki bir kere vururum, bütün problemlerim çözülür” zannederek maalesef, milyarlarca lirasını şans oyunlarına ayırdığını söyledi.

Şans oyunlarına harcanan para miktarında son 3 yılda 6,2 nispetinde bir artış meydana geldiğini ve şans oyunlarından dolayı sıkıntıya düşen insanların sayısının her geçen gün arttığını belirten Genel Başkanımız Karamollaoğlu, şunları dile getirdi:

“Bu durum ülkemizde ayrı bir krizin başlangıcı olarak görülmelidir. Bir diğer durum maalesef, İşsizlik Fonu’nda 2014 yılında 37,7 milyar dolar seviyesinde olan rakam, bugün 7,3 milyar dolar seviyesine gerilemiş. Korkunç bir şey! Para bitiyor, bitince ne olacak? Sadece para basıp, piyasaya sürecekler! Maalesef en büyük hazinemiz olan gençliğimiz de bir ümitsizlik havasına girdi. Tarım ve hayvancılık da can çekişiyor. Doğayı tahrip ettik, ümit neye kaldı? Gaza! Şimdi gaza geliyoruz. Öyle bir havaya girdik ki, ooo birdenbire, tam seçime 6 ay kala Karadeniz’de bulduğumuz gaz, milyarlarca dolara tekabül ediyor. 30 yıl bize yetecek, 1 trilyon dolarlık gaz rezervi bulmuşuz! Peki bundan önce bulduklarımız? Doğu Akdeniz’de, Ege’de, birçok yerde biz gaz ve petrol bulmuştuk, ne oldu onlara? Tarihe karıştı! Şimdi yeni gaz. Bizim de milletimize söyleyeceğimiz şey; arkadaş sakın ola gaza gelmeyin! Bizim Türkiye’mizde; okula aç giden evlatlarımız, gelecek ümidini kaybetmiş ve ülkesine küsmüş gençlerimiz, emeklerinin karşılığını alamayan ve yalnızca günü kurtarmak için yaşamak zorunda bırakılan çalışanlarımız, sofrasına koyduğu tabağı doldurmakta zorlanan ev kadınlarımız, siftah yapmadan kepenk indiren esnafımız, masraflarına yetişemediği için tarlasını süremeyen çiftçimiz ve hayvanlarını kesime göndermek zorunda kalan besicilerimiz, çocuğuna bebek bezi alamayan gözü yaşlı annelerimiz, evine erzak alamayan mahcup babalar ve ailesine yük olmamak için üniversiteyi bırakmak zorunda kalan öğrencilerimiz, adaletsizlikten, hukuksuzluktan usanan 85 milyon insanımız var.”

Kimse Ümitsizliğe Kapılmasın

Yaşanan tüm olumsuzlukları Saadet Partisi’nin giderebileceğini ifade eden Genel Başkanımız, “Biz, tüm bunların ümidi olduğumuza inanıyorum. Kimse ümitsizliğe kapılmasın. Allah nasip ederse, önümüzdeki yıl Sayın Erdoğan’ın iktidarda kalabilmek için göstereceği tüm çabalara rağmen, inşallah bir yönetim değişikliği olacak. Anketler şuymuş, buymuş dese de; şunu bilin ki insanımızın büyük bir kısmı artık iktidardan ümidini kesmiş durumda. Bu iktidar problemleri çözemiyor, çözemedi, özellikle son 5-6 yıldır, hatta 10 sene diyebiliriz, pusulasını bütünüyle kaybetti. Sayın Erdoğan’ın yola çıktığı arkadaşlarının % 99’u yanından ayrıldı. GELECEK ve DEVA partileri kendiliğinden oluşmadı ki! Bunlar geçmişte Erdoğan ile birlikte çalışan insanlar ama ümitlerini kestiler, artık bu gidişatla Türkiye’nin bir yere varamayacağını gördüler. İşte 6’lı masa bu gidişatı durdurmak ve sırf bu sistemi değiştirmek isteyen partiler tarafından kurulan bir masa” dedi.

6’lı Masa Olarak Birlikteliğimizi Devam Ettireceğiz

Tek adam rejiminin ülkeye bir fayda sağlamadığını gördüklerini ve yeniden tedbirleri alarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçme kararı aldıklarını hatırlatan Genel Başkanımız, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Tüm çabalara rağmen bu kararı, bu birlikteliğimizi devam ettireceğiz, ben buna inanıyorum. Özellikle iktidar yanlısı medya gruplarına bakarsanız; ‘oooo, masa bitti, bunlar birlikte yürüyemezler’ Nerden çıkardınız? Siz bunun için yatıp-kalkıp dua edebilirsiniz, gerçi siz dua etmeyi de beceremezsiniz, yalan söylemeyi şiar edinmişsin, yalan söyleyen adam dua etse ne olacak? Şu bilinsin ki, inşallah önümüzdeki seçimden sonra Türkiye’de şartlar tamamen değişecek, normale dönecek, herkes düşündüğünü rahatlıkla söyleyecek, bir sıkıntı olduğu zaman, ister devletle, ister kendi aralarında, mahkemeye gittiği zaman hakkını alacağından emin olacak! Bu şartları oluşturacağız mutlaka! Ekonomide israf ve yolsuzluk bütünüyle ortadan kalkacak. Ekonomi, üretim bazlı bir modele dönüşecek. Devlet de tüm kaynaklarını bu yolda yatırım yapmak isteyen girişimcilere tahsis edecek. Biz bir bütün olarak Edirne’den Kars ve Ardahan’a kadar, Iğdır ve Hakkari’den Muğla ve Antalya’ya kadar, ülkenin tamamında üretime dönük yatırımlarla ülkemizi kalkındırmayı bir görev addediyoruz. Ve böylece artacak Milli Gelirden de milletimizin kendisi istifade edecek. Hiç kimsenin tereddüdü olmasın. 6’lı Masa’nın çalışmaları devam ediyor, önümüzdeki ayın 5’inde, biraz geciken toplantımızı inşallah gerçekleştireceğiz ve bu birlikteliğimiz bize güç katacak. Bu düşüncelerle; 2023 yılının ülkemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olacak bir yıl olmasını temenni ediyor, saygılar sunuyorum.” 

Editör: Musa özyürek