Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Önemli bir seçim sürecinin geride bırakıldığını ifade eden Genel Başkanımız Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Öncelikle, çıkan seçim sonuçlarının ülkemize ve coğrafyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Sayın Kılıçdaroğlu’na, Millet İttifakı’na, teşkilatlarımıza ve milletimize teşekkür ediyorum. Gönül isterdi ki, sonuç farklı olsun. Gönül isterdi ki, adil bir seçim dönemi geçirelim. Fakat ne yazık ki, her ikisi de olmadı. Her türlü engellemelere, zorluklara, algı ve manipülasyona, akla hayale gelmedik yalan ve iftiralara rağmen sakinliğini koruyan, samimiyetle gayret gösteren Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na bu duruşu nedeniyle teşekkür ediyor, hemen hemen her iki seçmenden birinin oyunu almayı başarması nedeniyle de kendisini tebrik ediyorum. Yine uzunca bir süredir birlikte çalıştığımız Millet İttifakı liderlerinin her birine ve tüm teşkilatlarına teşekkür ediyorum. Ve elbette bu sürecin kahramanlarından, ilk günden bugüne aynı azim ve heyecanla çalışan, kararlılıkla mücadele eden Saadet Partisi teşkilat mensuplarımızın her bir ferdine yürekten tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Son olarak aziz milletimize çok teşekkür ediyorum. Hangi siyasi partiye ve adaya oy vermiş olurlarsa olsunlar; böylesine ağır bir seçim dönemine, iktidarın ısrarla ve inatla başvurduğu kutuplaştırıcı diline rağmen; birkaç münferit hadise dışında insanımız çok ama çok olgun davrandı.

AĞIR BİR KAMPLAŞTIRMA VE KUTUPLAŞTIRMA SİYASETİ YÜRÜTÜLDÜ

Eevet, milletimizin gösterdiği bu olgun tavrı ne yazık ki iktidar bloğunun yöneticileri gösteremedi. Yaklaşık yarım asırdır siyasetin içerisindeyim. Nice seçimler yaşadık, ancak bu denli ağır bir seçim kampanyası sürecini inanın hiç yaşamadık. Elbette hiçbir mazeret başarının yerini tutmaz. Ama bu seçimlerin hangi anormal şartlar altında yapıldığı gerçeği de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Ne yazık ki; Seçimlerde ağır bir kamplaştırma ve kutuplaştırma siyaseti yürütüldü. İktidar her türlü devlet imkanını kullanırken, birçok yerde Millet İttifakı’nın çalışmaları kamu gücü de kullanılarak engellendi. Her türlü gerçekdışı, haksız iftira ve propagandaya maruz bırakıldık. Bu ve benzeri haksızlık ve hukuksuzluklara rağmen böyle bir ortamda asaletini bozmadan, canla başla çalışan ve her seçim bölgesinde en büyük gayret ve fedakarlığı ortaya koyan bütün mensuplarımızı bir kez daha tebrik ediyor, kutluyorum. Allah, kendilerinden razı olsun.

DEĞDİ Mİ BUNCA ŞEYE?

Sözün burasında sormak istiyorum; Değdi mi bunca şeye? Ahlakı hiçe saymaya, manevi değerlerimizi siyasetin malzemesi yapmaya değdi mi hakikaten? Bunca yalana, iftiraya, hakarete değdi mi sizce? Elde ettiğiniz bu sonuca karşılık, milletimizin yarısını “terörist, din düşmanı, hain, öteki” ilan etmeye değdi mi gerçekten? Biz yola çıkarken; ‘hedefimiz, kaybedeni olmayan bir zaferdir.’ demiştik, ancak sizler ‘kazananı olmayan bir zafer’ elde etmek için olmadık şeylere tevessül ettiniz; soruyorum değdi mi? TRT ve Anadolu Ajansı başta olmak üzere, 85 milyon vatandaşımızın vergileriyle ayakta duran ve tarafsız olması gereken kurumları bir siyasi partinin yayın kuruluşları haline getirmeye değdi mi?

Hâlâ ‘değdi’ diyebiliyorsanız, ‘bu aziz milletin % 48’ine yapıştırdığımız etiketler doğru’ diyebiliyorsanız; sizlere diyecek bir sözümüz yoktur. Sizleri bir kez daha milletimizin vicdanına ve Cenâb-ı Hakk’a havale ediyoruz.

BARIŞ, HUZUR VE GÜVENLİK ORTAMI BİR AN EVVEL TESİS EDİLMELİDİR

Seçimlerin hemen ardından yapılan açıklamalara baktığımızda da, ne yazık ki bu ruh halinin, yine bu yanlış anlayışın devam ettiğini görebiliyoruz. Unutulmamalıdır ki; bir ülke, en başta 4 ana sütun üzerinde durur. Bunlar; ahlak, adalet, ekonomi ve eğitimdir. Devlette esas olan liyakat, siyasette esas olan ise ahlaktır. Eğer halkımızın, refah, huzur ve güven içinde yaşadığı bir gelecek, yeni bir yüzyıl inşa edeceksek; bu dört sütunu en sağlam şekilde inşa etmek zorundayız. Bu sorunlara kafa yorması gerekenler, maalesef hala toplumsal gerilimden beslenmenin peşindeler. Ülkemizin en önemli ihtiyaçlarından birisi barış, huzur ve güvenlik ortamının bir an evvel sağlanmasıdır. Ancak son günlerde birbiri ardına yapılan bazı talihsiz açıklamalar, bu konudaki endişelerimizi azaltacağına arttırıyor. Sorumluluk sahipleri ise yangını söndürmek yerine ateşe benzin döküyor.”

ÖNÜMÜZDEKİ EN BÜYÜK TEHDİT VE TEHLİKE BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİDİR

Konuşmasına yeni döneme ilişkin değerlendirmeler yaparak ve tavsiyelerde bulunarak devam eden Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu, şunları kaydetti:

“Bugün bir kez daha hatırlatmak istiyorum ki, Türkiye’nin bir an evvel huzura kavuşması için; herkesin aklıselim ve sağduyu ile hareket etmesi bir zarurettir. Buna en başta riayet etmesi gereken de bugünkü iktidardır. Kimse bu seçim sonuçlarını yanlış okumasın, yanlış yorumlamasın! Hele hele siyasi rakiplerini meydanlarda yuhalatarak, akla hayale gelmeyecek iftiralarla aynı yanlış tutum ve davranışları sürdürme gafletine düşmesin! Bu dil üç beş oy kazandırmış olabilir ama 85 milyonun kardeşliğini, umudunu, huzurunu, geleceğini yok eden bir dildir. Bu yaklaşımdan derhal vazgeçilmelidir. Şimdi bir an evvel; Hukukun üstünlüğü mutlak surette tesis edilmelidir. Etkiden ve önyargıdan arındırılmış bir adalet mekanizması tesis edilmelidir. Temel hak ve özgürlükler teminat altına alınmalı, düşünce, ifade ve basın özgürlüğü sağlanmalıdır. Ülkede barış ve huzur ortamını temin edecek bir dil ve üslup kullanılmalıdır. Türkiye çok ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunları aşmak için öncelikle tüketimi ve yanlış yatırımları değil üretimi ve yaygın kalkınmayı esas alan bir ekonomik model benimsenmelidir. Yolsuzluk ve israf ivedi bir şekilde engellenmelidir. Var olan kaynaklar şatafat ve gösterişe değil üretime dayalı yatırımlara kullanılmalıdır. Gerekli olmayan, verimsiz projelere değil akıllı ve planlı yatırımlara öncelik verilmelidir. Devlet yönetiminde torpil ve iltimas değil ehliyet ve liyakat esas olmalıdır. Şahsiyetli bir dış politika izlenmelidir. Düşmanların değil dostların sayısını arttıracak bölgesel birlikteliklere önem ve öncelik verilmelidir. İçeride ne kadar birlik olursak dışarıya karşı o kadar güçlü oluruz. İçeride birliğin inşasında da en önemli sorumluluk yöneticilere aittir. ‘Kardeşlik yurdu bir Türkiye’nin inşası için herkes üzerine düşen vazifeyi yerine getirmelidir. Birçok kez ifade ettim, bir defa daha dile getiriyorum; Türkiye’miz, Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılı’na girerken, önümüzdeki en büyük tehdit ve tehlike Büyük Ortadoğu Projesi’dir. Türkiye, böyle bir projenin parçası, unsuru, figüranı olamaz. Biz, buna asla izin vermeyeceğiz!”

SEÇİM SONUÇLARINI TİTİZLİKLE DEĞERLENDİRİYORUZ

 Saadet Partisi, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da hayırlı hizmetleri desteklemeye, ülkemizin aleyhine olan yaklaşımlara karşı da sonuna kadar mücadele etmeye, bedeli ne olursa olsun doğruları söylemeye devam edecektir. Saadet Partisi olarak, elde ettiğimiz seçim sonuçlarını titiz bir şekilde değerlendiriyoruz. Bu amaçla seçimin hemen ardından dün başkanlık divanımızı toplayarak ilk değerlendirmelerimizi yaptık. Elbette her siyasi parti gibi, bizim de bu seçim sonuçlarından çıkaracağımız dersler var. Önümüzdeki günlerde de hızlı bir şekilde il başkanlarımız, ilçe başkanlarımız, Genel İdare Kurulumuz ve bütün Milli Görüşçü Kuruluşlarımızla bir araya gelerek, sonuçları bütün yönleriyle ele alacağız. Artılarımızı olduğu kadar eksilerimizi, doğrularımızı olduğu kadar eksiklerimizi de dürüst ve samimi bir şekilde masaya yatıracağız. Kendi payımıza en doğru değerlendirmeleri yaparak, milletimizle en hızlı ve en geniş şekilde kucaklaşmanın yollarını aramaya devam edeceğiz.

SAADET PARTİSİ İNANDIĞI DOĞRULARI SÖYLEMEYE DEVAM EDECEK

Seçim sonuçları ne olursa olsun Saadet Partimiz, bu seçimlerdeki duruşuyla toplumun makul çoğunluğunun takdirini kazanmıştır. Yürüttüğü ‘ilkeler siyaseti’ ile toplumda derin kırılma ve kutuplaşmaları engelleme gayreti içinde olmuştur. Bundan sonra da aynı duyarlılık ve hassasiyet ile inandığı doğruları korkusuzca dile getirecek, kınayanların kınamasına aldırmadan ‘hayra motor, şerre fren’ olma çabasını kararlı bir şekilde sürdürmeye devam edecektir. Zira Milli Görüş, sistem ve zihniyet mücadelesi yapar. Milli Görüş, kişileri ve kurumları değil zihniyetlerini eleştirir. Biz herkesin saadetini istiyoruz ve bu sebeple herkesle esaslarımız ve ilkelerimiz çerçevesinde görüştük, yine görüşürüz. Milli Görüş Siyaseti, yarım asırdır hep net, şeffaf ve açık olmuştur. Dünden bugüne ülkemizdeki siyasi partilerle seçim işbirliği, ittifak ve koalisyon yaptık, yine yaparız. Çünkü Milli Görüş, makam ve mevkileri değil hep millete ve insanlığa hizmet etmeyi öncelenmiştir.

MİLLİ GÖRÜŞ SİYASETİ

 Muhterem arkadaşlar; Erbakan Hocamız, ideallerimizi tesis etmek için hep aktif bir siyaset izlemiş, yetki alıp etkili işler yapabilmek için gayret etmiştir. Siyasetimiz hep zor zeminde olmuştur. Bizler, asla kolay olanın cazibesine kapılmadık. İşte organize sanayi bölgeleri, Kıbrıs Barış Harekatı, maddi ve manevi hamleler, ağır sanayi hamleleri, faizsiz banka (DESİAB), D8’ler, havuz sistemi, denk bütçe vb. çok sayıda asrı dönüştüren hizmetler ve aksiyonlar hep bu anlayış ve çalışmalarla olmuştur. Milli Görüş Hareketimiz, her daim ittifaklar ve koalisyonlarla birlikte yol almasına rağmen; ne zaman koalisyon ve iktidar ortağı olmuşsa; meselelere el koymuş, kısa zamanda hayırlı ve güzel icraatlara imza atmıştır. Zira Milli Görüş siyaseti, istikamet ve sarsılmaz bir duruş olduğu gibi uzlaşı, iletişim ve etkileşim siyasetidir. İdeallerimizi ve politikalarımızı ittifak ve koalisyonlarla gerçekleştirmenin gayretinde olduk ve bunu da başardık. Milli Görüş Hareketimiz ve Saadet Partimiz; Türkiye'nin sigortasıdır, teminatıdır. Duruşumuz, esas ve usullerimiz bellidir. Bunlardan asla taviz vermeyiz!

YENİDEN ‘BİSMİLLAH’ DİYEREK, YOLUMUZA KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ

Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum; bizler, sözün güzelini söylemekten ve işin de doğrusunu yapmaktan asla vazgeçmedik ve vazgeçmeyeceğiz! Biz Saadet Partisi olarak; ahlakın, adaletin, huzurun, barışın, refahın, özgürlüğün tesis edildiği, kimsenin yatağa aç girmediği, evlatlarımızın mutlu olabileceği “Yaşanabilir bir Türkiye” için mücadele ettik, kararlılıkla mücadele etmeye de devam edeceğiz. Adaletsizlik ve haksızlık yapan bizden de olsa, hiçbir zaman buna göz yummadık. Bu sebeple tarihi bir eşikte, her türlü zorluğu göze alarak hakikate hürmetten yana olduk. Tarih, Saadet Partimizi ve Milli Görüş Teşkilatlarını, haksızlığa karşı direnenler olarak yazacaktır. Bundan en ufak bir şüphemiz yoktur. Merhum şairimiz Sezai Karakoç’un dediği gibi; ‘Bizler, koşu bittikten sonra da koşan atlarız.’ Şimdi yeni seferler için yeniden 'bismillah' diyerek yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Uzun bir aranın ardında, yeni dönemde TBMM’de sorumluluk üstlendik. Partimizi ve Milli Görüşü temsil edecek milletvekili arkadaşlarımıza bu ulvi görevlerinde üstün başarılar diliyorum.

BUYURUN, BAŞLIYORUZ!

İnanıyorum ki milletvekillerimiz, ‘ahlak ve adalet’ üzerine inşa edilmiş bir geleceğin en önemli mimarlarından olacaktır. Şeyh Edebali’nin şu sözlerini, her daim kendilerine rehber edinmelerini istiyorum;

Ey oğul, sabretmesini bil,
vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma;
insanı yaşat ki devlet 
yaşasın.

Genel Başkanımız Karamollaoğlu: "Gazze İmtihanından Geçemeyenin Hiçbir Sınavdan Geçme İhtimali Yok" Genel Başkanımız Karamollaoğlu: "Gazze İmtihanından Geçemeyenin Hiçbir Sınavdan Geçme İhtimali Yok"

Ey oğul, işin ağır,
işin çetin, gücün kula bağlı.
Allah yardımcın olsun.”

Konuşmasının sonunda tüm il ve ilçe teşkilatlarına, Kadın ve Gençlik Kollarına seslenen Genel Başkanımız Karamollaoğlu, “Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni bir Dünya için buyurun, başlıyoruz! Allah yâr ve yardımcımız olsun! Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son veriyor, sizleri ve ekranları başında bizleri takip eden kıymetli vatandaşlarımızı muhabbetle selamlıyorum.” ifadelerine yer verdi.

Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu, toplantının sonunda basın mensuplarından gelen soruları cevaplandırdı.

Editör: Musa özyürek