Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu, AGD tarafından düzenlenen Fetih ve Gençlik Şölenine katıldı.

Genel Başkanımız Karamollaoğlu, burada yaptığı konuşmada, İstanbul'un fethinin bugün bizim yönümüzden ne manaya geldiğini anlamamız için özellikle gençlere büyük görevler düştüğünü belirterek şunları söyledi:

“Eğer bir şey Peygamber Efendimiz tarafından vaat edilmişse, o zamanı geldiğinde mutlaka gerçekleşir. Ama bu mucizevi bir tarzda olabilir. Bir de sebebe tevessül ederek de gerçekleşir. Biz fertler olarak insanlar olarak sebebe tevessül etmekle mükellefiz. İstanbul'u fethetmek için çok gayretler gösterildi. Ta Eba Eyyubel Ensari Hazretleri Peygamber Efendimizin devrinde İstanbul'a kadar geldi. Canını verdi ama İstanbul fethedilemedi. İstanbul genç bir sultana nasip oldu ancak nasıl?

YAPTIKLARI ZULMÜN KARŞILIĞINI GÖRECEKLER

Bugünkü içinde bulunduğumuz şartlarla mukayese ederek söyleyeceğim. Bugün bizim başımızın en büyük derdi ney Filistin. İsrail'in zulmü bir gün gelecek, ben hayret ediyordum bu Yahudileri Müslümanlar tek tek katledecekler. Neden? Kimi tamamını mı? Şimdi bir şey görüyoruz ki bugün Filistin'e zulmeden siyonist anlayışa sahip Yahudiler bir gün gelecek, tek tek katledilecekler. Buna gönülden inanıyor. Hiç tereddüdüm yok. 

Yaptıkları zulmün karşılığını görecekler. Şunu anlıyoruz ki bütün Yahudiler değil. Çünkü Yahudilerden ciddi bir kısım aklı selim sahibi olanlar bu zulmü tasvip etmiyorlar. Siyonist mantığa sahip olan, gözü kör kalbi kararmış olanlar sadece bu zulme alet oluyorlar.

DEMİR KUBBEYİ SİZ GENÇLER YIKACAKSINIZ

Peki Fatih Sultan Mehmet Han'dan hangi dersi alacağız. Genç bir sultan 14 yaşında sultan olmuş. Avrupalılar bir araya gelip Osmanlı'ya saldırmak istediği zaman babasını hemen göreve çağırmış. Sultan sensin demiş babası. Ha o zaman da demiş ki oğlu baba, eğer sen sultansan gel geç yok ben sultansam emrediyorum şimdi tekrar bu orduların başına geç. Bir defa feraset var. Meseleleri okuma görme, derine idrak etme var. Gerektiği zaman gerekli adımları atma da var. Sonradan da babası vefat edince de Osmanlı sultanı olmuş, kafasına koymuş. Ben İstanbul'u fethedeceğim. En büyük problem İstanbul'un surları. Ben bu surları yıkabilmek için güçlü top imal etmem icap eder. Hemen top imalatına başlamış. Bugün bize ne düşüyor. İsrail'in bir demir kubbesi var. Kim halledecek o demir kubbeyi biz yıkacağız gençler. Siz yıkacaksınız. O silahları, teknolojiyi siz üreteceksiniz. Ders almak demek, top imal etmek demek değil. Onun benzerini, onun yerini tutacak olan bugünkü ihtiyacı karşılamak demektir. Bunu siz yapacaksınız ama. Karadan gemileri yürütmüş bu teknolojiyle siz geliştireceksiniz. Biz Filistinliler olarak, Müslümanlar olarak bu İsrail'i ortadan kaldırabilmek için nasıl gitmemiz gerekiyorsa, nasıl hazırlanmamız gerekiyorsa, hangi gemileri, silahları üreteceksek elbette biz bunların hepsini gerçekleştireceğiz. Bizzat gideceğiz. O demir kubbeyi de onların başına biz daha doğrusu biz deyince ben kendimi artık bu safta sayamıyorum. Siz gençler yapacaksınız. Ne anlatıyorum size. 
Fatih Sultan Mehmet Han'ın attığı adımlar ne ise benzerini de siz gerçekleştireceksiniz. Bu daha işe başlarken Anadolu Hisarı’nı hemen inşa etti. Biz de gerekiyorsa bir Anadolu Hisarı inşa edeceğiz. Gemilerin belli yerden geçmemesi, askerlerin belli yerlere gelememesi, İslam alemini istila edememesi için… Bunlar ödlek, korkak öt dediğin zaman kıllarını bile kıpırdatamazlar. Bunu bilip cesur gibi gözüküyorlar. Arkalarında kendilerine destek veren başka ülkeleri gördükleri için bunlara biz siz itibar etmezsiniz. Edemezsiniz. 

Genel Başkanımız Karamollaoğlu, D-8 Ülkelerinin Dışişleri Bakanlarına Mektup Gönderdi Genel Başkanımız Karamollaoğlu, D-8 Ülkelerinin Dışişleri Bakanlarına Mektup Gönderdi

ULUBATLI HASAN'A DA İHTİYACIMIZ VAR

Daha güçlü bir o filoyu, deniz ordusunu biz inşa edeceğiz. Elbette en güçlü askeri birlikleri sizler kuracaksınız. Yeter mi yetmez sonunda bizim Ulubatlı Hasan'a da ihtiyacımız var. Sadece o suları yıkmak yetmiyor. O surların tepesine ilk çıkan, ilk direnci oluşturan sizler olacaksınız. Bunun içinde yeri geldiği zaman elbette hak dava için canınızı feda edeceksiniz. Biz bugün Hamas'ı tebrik ediyoruz. Allah razı olsun. Geldiler burada bizlere yaşadıklarını anlattılar. Azimlerinde, kararlılıklarında ki durumu gördüğümüz için biz de onları alkışladık, tebrik ettik. Allah yar ve yardımcıları olsun. Hamas bunu kısmen yapıyor. Ama sadece Hamas yetmez Allah razı olsun. Onların gösterdiği fedakarlık gayret hakikaten dillere destan olacak tarzda. 

Ancak bazı konuları da dile getirmekte fayda var. İçimizde zayıflar olabilir. Çandarlı gibi farklı düşünenler de olabilir. Ama buna rağmen biz yine birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmekle, çabamızdan hiçbir zaman vazgeçmemekle mükellefiz. Fakat bir noktayı daha burada söyleyip sözlerini tamamlayacağım. İstanbul fethedildi. Sadece Fatih Sultan Mehmet Han Ayasofya Kilisesi’ni satın alarak camiye çevirdi ve diğer ibadethanelere dokunmadı. Ama yaptığı çalışmalar içinde de bir mimarın parmağının kesilmesine vesile oldu. Perişan olmuş derdini kimseye anlatamıyor. Bir Müslüman diyor ki ona; 'ya niye haksız yere senin bu parmağın kesildiyse git kadıya.' 'Ne kadısı ya adam hükümdar diyor' 'sen git diyorum.' Kadıya şikayete gittiği zaman kadı Fatih'i de huzuruna çağırıyor. Bak bu adamın parmağı kesilmiş müsebbibi de sensin veya sen kesmişsin. Oturmak istiyor, müsaade etmiyor. Siz ikiniz biriniz davalı, biriniz davacı ayakta bekleyeceksiniz hükmünü veriyor. Sultan haksız yere o Gayri Müslüm'ün parmağının kesilmesine vesile olmuş veya kesmiş parmağı kesilecek. Kısas da hayat var. Şaşırıyor o parmağı kesilen insan bu ve bu adaleti görünce bunun içinde nasıl çıkılır diyet talebinde bulunursun. Kabul edersen onun vereceği diyeti sultanın parmağı kesilmez. Böyle yapıyor ve o insan Müslüman oluyor. Adaletin tecellisi… Ben hükümdarım, sen de kimsin ya? Benim tayin ettiğim bir kadısın. Benim parmağımın kesilmesine ne haddine hüküm verebiliyorsun demiyor.

İKTİDARDA BULUNANLAR MAHKEMEDE HER ZAMAN HAKLI! BÖYLE ADALET OLMAZ

Bugün iktidarda bulunanlar mahkemeye gittikleri zaman her zaman haklılar. Böyle adalet olmaz, böyle huzur olmaz. Böyle bir memleket kalkınamaz da adalet mülkün temelidir. Ama önce hükümdarlar bu işe razı olacak ki vatandaşla kendiliğinden razı olsun. İstanbul'u fethedeceksek işte böyle bir topluluk meydana getirmek. Şartları nasıl düzelteceğim izi siz araştırın. Çözüm yollarını bulun ve onu hayata geçirin. O zaman Fatih Sultan Mehmet Han'ın ordusu gibi bir ordu haline gelirsiniz."
 

Editör: Saadet Gündem